MİRAÇ KANDİLİ MESAJI
İlahi rahmetin, mağfiretin ve bereketin yeryüzünü kuşattığı, manevi iklimin doruğa ulaştığı Üç Aylar’ın içerisindeyiz. Recep ayının 27. gecesinde, bizleri bir kez daha Miraç Kandili’ne ulaştıran Yüce Rabbimize sonsuz hamdüsenalar; Âlemlere Rahmet olarak gönderilen Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa’ya (s.a.s), aline ve ashabına salat ve selam olsun.
Miraç; sadece bir zaman dilimi veya bir takvim yaprağı değil, Yüce Yaratıcının sonsuz kudretinin bir tecellisi, Peygamber Efendimiz’in şahsında insanlığın önüne açılan sınırsız bir yükseliş ufkudur. Bu gece; Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya, oradan da semaların ötesine, "Sidretü’l-Münteha"ya uzanan, zaman ve mekân mefhumlarını aşan mukaddes bir yolculuğun adıdır. Miraç, varlığın özüne, insanın kendi hakikatine ve Rabbinin sonsuz merhametine yaptığı en büyük seferdir.
Bu mübarek gece, bizlere ihsan edilen hediyelerin kıymetini bilme vaktidir. Peygamber Efendimiz (s.a.s), bu kutlu yolculuktan ümmetine üç büyük hediye ile dönmüştür. Birincisi; günde beş vakit, müminin miracı olan namazdır. İkincisi; Bakara Suresi’nin son ayetleridir ki, bizlere imanı ve teslimiyeti öğretir. Üçüncüsü ise; Allah’a ortak koşmayanların günahlarının bağışlanabileceği müjdesidir.
Özellikle namaz; kulun Rabbine en yakın olduğu an, ruhun gıdası ve dirilişidir. Bu gece vesilesiyle namazlarımızı, bizi kötülüklerden alıkoyan, şuurumuzu diri tutan ve bizi Miracın sahibine yaklaştıran bir huşu ile yeniden ikame etmeliyiz.
Ne var ki bu gece, Miracın sevincini yaşarken yüreğimizin bir yanı yangın yeridir. Zira Miracın ilk basamağı, İsra yolculuğunun durağı, Peygamberler şehri Kudüs ve Mescid-i Aksa mahzundur.
Kur’an-ı Kerim’de "çevresi mübarek kılınan yer" olarak tavsif edilen o mukaddes topraklar, bugün tarihin en acımasız işgali altındadır. Gazze’de ve Filistin’in dört bir yanında, insanlık onuru ayaklar altına alınmakta; bebekler, kadınlar ve masumlar dünyanın gözleri önünde katledilmektedir. Mescid-i Aksa’nın minarelerinden yükselen ezan seslerine, mazlumların feryatları karışmaktadır.
Bilinmelidir ki Miraç; sadece göklere yükselmek değildir. Miraç; yeryüzündeki zulme, haksızlığa ve işgale karşı "dik durmaktır". Mescid-i Aksa özgür olmadan, İslam ümmetinin başı dik, alnı ak olamaz. Kudüs’ün hüznü, Kahire’den İstanbul’a, Bağdat’tan Denizli’ye kadar tüm müminlerin ortak hüznüdür.
Bugün İslam dünyası olarak en büyük ihtiyacımız; Miraçta tecelli eden “Ümmet Bilincini” yeniden kuşanmaktır. Peygamber Efendimiz (s.a.s), Mescid-i Aksa’da bütün peygamberlere imamlık yaparak, tevhit ehlinin tek bir saf olduğunu tüm kâinata ilan etmiştir. Bizler de bugün aynı safta, aynı bilinçle birleşmek zorundayız.
Bir vücudun azaları gibi kenetlenmeli, kardeşimizin derdini kendi derdimiz bilmeliyiz. Gazze’de bir ev yıkıldığında bizim de yuvamız sarsılmalı, bir çocuk aç kaldığında bizim de lokmalarımız boğazımıza düğümlenmelidir. Bu gece, sadece dilimizle değil, malımızla, canımızla ve tüm imkânlarımızla mazlumların yanında olduğumuzu gösterme, zalimlere karşı buğzetme ve hakkı haykırma gecesidir.
Bu duygu ve düşüncelerle;Miraç Kandili’nin, başta Denizli’de yaşayan hemşehrilerim olmak üzere, aziz milletimize ve tüm İslam âlemine hayırlar getirmesini temenni ediyorum.
Yüce Rabbimden niyazımdır ki; bu mübarek gece hürmetine, ilk kıblemiz Mescid-i Aksa’yı ve işgal altındaki Filistin topraklarını özgürlüğüne kavuştursun. Bize basiret, feraset ve vahdet nasip eylesin. Bizleri namazla yükselen, ahlakla güzelleşen ve kardeşlik hukukuyla güçlenen kullarından eylesin.
Geceniz mübarek, dualarınız makbul, kardeşliğimiz daim olsun.
Abdullah Pamuklu
Denizli İl Müftüsü